Kaplumbağa saatte kaç? diye düşünürken kendimi İzmir trafiğinde kaybettiğim gün
Bugünkü makalemizde “Kaplumbağa saatte kaç” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz.
Bazen insanın kafasına saçma gibi görünen sorular takılır ya… İşte benimkisi de tam olarak öyle başladı: “Kaplumbağa saatte kaç?”
Bunu ilk kez ciddi ciddi düşündüğüm an, Bornova’da otobüs bekliyordum. Hava sıcak, asfalt buhar gibi, telefonun şarjı %7, kulaklık tek taraflı çalışıyor. O an aklımdan geçen şey şu oldu:
“Ben şu an otobüs bekliyorum… ama bir kaplumbağa da bir yerlerde bir şey yapıyor olmalı. Peki o kaç km/s?”
Ve garip olan şu: Bu soruyu sorarken bile acelem vardı.
İzmir temposu ve içimdeki aceleci kaplumbağa
İzmir’de yaşayan biriysen “acele etmek” kavramı biraz görecelidir. Bir yandan şehir sana “rahat ol kanka” der, diğer yandan Alsancak trafiği sana hayatı sorgulatır. Ben de tam bu iki uç arasında gidip gelen biriyim.
Sabah işe geç kalıyorum:
“5 dakika daha uyusam hayatım değişmez.”
Ama aynı gün markette kasada önümde biri bozuk para sayıyorsa:
“Bu hayat neden böyle yavaş akıyor?”
İşte tam burada “Kaplumbağa saatte kaç?” sorusu bir metafora dönüşüyor. Sadece biyolojik bir merak değil; benim ruh halimin ölçü birimi gibi.
Kaplumbağa saatte kaç? Gerçekten neden umursadım?
Dürüst olayım, bu soruyu Google’a yazdığımda bir şeyler bekliyordum. Belki “0.2 km/s” gibi net bir cevap, belki de “duruma göre değişir” gibi hayat dersli bir cümle.
Ama mesele hız değilmiş.
Kaplumbağa dediğin şey, sanki “acele etme”nin doğadaki hali gibi. Yani düşün: Bir kaplumbağa sabah uyanıyor, “bugün 3 kilometre yol gideyim, kariyerimi hızlandırayım” demiyor.
Sadece gidiyor.
Ben ise sabah uyanınca 17 farklı plan yapıp hiçbirini tamamlamadan günü bitiriyorum.
Bir arkadaşımın dediği gibi:
— “Sen kaplumbağa gibi yavaş değilsin, hamster gibi paniksin.”
Bu cümle hâlâ içimde yankılanır.
Bir kaplumbağayla empati kurmaya çalışmak
Bir gün sahilde yürürken gerçekten bir kaplumbağa görsem ne yapardım diye düşündüm. Muhtemelen yanına oturup sohbet etmeye çalışırdım.
Ben:
— “Nasılsın dostum? Bugün kaç metre gittin?”
O:
(sessizlik)
Ben:
— “Bak ben bugün 12 sayfa kitap okudum ama 3 kez sosyal medyaya düştüm.”
O:
(yavaşça göz kırpar)
İşte o an anladım: Kaplumbağa saatte kaç sorusu aslında hız değil, huzur sorusu.
Günlük hayatta kaplumbağa modu
Bazı günler ben de kaplumbağa moduna geçiyorum. Ama bilinçli değil, sistem hatası gibi.
Mesela kahve yapıyorum:
Su kaynıyor.
Filtreyi koyuyorum.
Sonra 8 dakika mutfağın ortasında boş boş duruyorum.
Ev arkadaşı geliyor:
— “Ne yapıyorsun?”
— “Bekliyorum.”
— “Neyi?”
— “Kendimi.”
Bu anlarda hız kavramı tamamen çöküyor. Zaman akmıyor, sürünüyor. Ve ben o sırada içimden şu soruyu geçiriyorum: “Kaplumbağa saatte kaç gidiyorsa, ben şu an onun bile gerisinde miyim?”
İş hayatı ve yavaş ilerleyen düşünceler
Bir iş gününü düşünelim.
Mail yazıyorum:
“Merhaba…”
Sonra 20 dakika “Merhaba’dan sonra nokta mı koysam virgül mü?” diye düşünüyorum.
Bu sırada kaplumbağa olsa çoktan 3 metre gitmiş olurdu.
Patron diyor ki:
— “Bunu biraz hızlandırabilir miyiz?”
Ben içimden:
“Keşke ben de kendimi hızlandırabilsem.”
Ama insan bazen kendi içinde bile düşük FPS oynuyor gibi hissediyor.
Arkadaş ortamında Kaplumbağa saatte kaç muhabbeti
Geçen gün arkadaşlarla oturuyoruz. Konu yok. Klasik.
Bir anda biri dedi ki:
— “Kaplumbağa saatte kaç gider ya?”
Masada 2 saniyelik sessizlik oldu. Sonra kahkahalar patladı.
Ben hemen ciddileştim:
— “Bakın bu çok derin bir konu.”
Herkes:
— “Ne alaka?”
Anlatmaya başladım:
— “Şimdi düşün… Kaplumbağa yavaş ama istikrarlı. Biz hızlıyız ama dağınık…”
Bir arkadaş araya girdi:
— “Kanka fazla düşündün, bu sadece hayvan.”
Ama işte benim beynim böyle çalışıyor. Basit soru → varoluşsal kriz.
Kaplumbağa ile kendimi kıyaslama hatası
Bazen kendimi kaplumbağayla kıyaslıyorum. Bu tamamen sağlıksız bir davranış bu arada, farkındayım.
Kaplumbağa:
Yavaş ama istikrarlı
Panik yok
Plan var mı bilmiyoruz ama sonuç var
Ben:
Hızlı başla
Yarım bırak
Sonra “ben neden böyleyim” düşün
Bir noktada şunu fark ettim: Kaplumbağa saatte kaç gider sorusu aslında “ben neden yetişemiyorum?” sorusunun kibar hali.
İç sesimle tartışmalar
Bazen kendi içimde iki kişi yaşıyor gibi.
Biri diyor:
— “Hadi hızlan, geç kalıyorsun.”
Diğeri:
— “Kaplumbağayı gördün mü hiç stres yaparken?”
İlk ses:
— “Ama hayat hızlı!”
İkinci ses:
— “Kaplumbağa da hayatta.”
Ve ben ortada kalıyorum. Ne hızlı olabiliyorum ne tamamen yavaş.
Sanki yürüyen merdivende ters yöne yürüyen biri gibiyim.
Bir kaplumbağadan alınacak ders var mı?
Bunu ciddileştirmeden söylemek zor ama evet, var.
Kaplumbağa saatte kaç gider bilmiyorum ama bildiğim şey şu: hedefe gidiyor.
Ben ise bazen hedefe giderken yol üzerinde 48 farklı düşünceye sapıyorum.
Mesela markete süt almaya gidiyorum:
Süt
“Acaba evren sonsuz mu?”
Süt
“Ben yeterince iyi miyim?”
Süt
Kasaya geliyorum, sütü almışım ama zihnim başka bir boyutta.
Yavaşlığın komik tarafı
Yavaşlık bazen sinir bozucu ama bazen de komik.
Geçen gün asansördeyim. 4. kata çıkıyor. Ama hissediyorum ki bu asansör kaplumbağa temposunda.
İçimden:
— “Bu asansör kaplumbağa mı?”
Sonra kendime güldüm. Çünkü muhtemelen kaplumbağa bile bundan hızlıdır.
Ama garip bir şekilde o yavaşlık bana 10 saniyelik bir mola verdi. Ve o 10 saniye günün en sakin anıydı.
Kaplumbağa saatte kaç? sorusunun asıl cevabı
İstatistiksel olarak bakarsak kaplumbağalar türüne göre değişir. Ama benim hayatımda bu soru hiçbir zaman sadece hız olmadı.
Bu soru:
Beklemek
Sabretmek
Acele etmemek
Ama aynı zamanda kaybolmamak
arasındaki ince çizgi gibi.
Bazen düşünüyorum da, belki de ben kaplumbağa gibi yavaş değilim. Sadece dünya çok hızlı geliyor.
Ya da tam tersi.
Son düşüncelerim değil, devam eden düşünceler
Şunları da İnceleyin: Kapalıçarşı şiiri kimin eseri ?
Şu an bile yazarken arada durup düşünüyorum. Bu normal mi bilmiyorum ama benim zihnim böyle çalışıyor.
Bir yandan “Kaplumbağa saatte kaç?” sorusu çok basit gibi duruyor.
Diğer yandan hayatın en garip aynalarından biri gibi.
Çünkü bazen en basit sorular, en uzun düşünceleri doğuruyor.
Bugün “Kaplumbağa saatte kaç” üzerine güzel bir yolculuk yaptık. Promatareklam ile daha fazla içerik için takipte kalın!