Aşkın gözü neden kördür? Kalbin mantığa üstün geldiği anlar
Çocukken mahallede oynadığımız oyunlardan sonra akşam eve dönerken bazı büyüklerin birbirine bakışlarını anlamazdım. Annemle babamın bazen hiçbir şey söylemeden anlaşmaları, eski bir fotoğrafa bakarken gülümsemeleri ya da birinin sevdiği insan için yaptığı küçük fedakârlıklar bana o zamanlar tuhaf gelirdi. Yıllar sonra fark ettim ki aşk, çoğu zaman anlatılan değil, gözlemlenen bir şeydi.
Bugün Ankara’da yaşayan, veriyle uğraşmayı seven biri olarak insan davranışlarına baktığımda bile aşkın neden bazen mantığın önüne geçtiğini anlamaya çalışıyorum. Ekonomi eğitimi almış biri için kararların çoğu fayda-maliyet hesabıyla açıklanabilir gibi görünür. Ancak konu sevgi olduğunda tablolar, grafikler ve rakamlar çoğu zaman yetersiz kalır.
Peki gerçekten aşkın gözü neden kördür? İnsan neden bazen çevresindeki herkesin gördüğü şeyleri göremez? Neden mantıklı insanların bile aşk söz konusu olduğunda farklı kararlar alabildiğini görüyoruz?
Aşkın gözü neden kördür? Beynin sevgi karşısındaki değişimi
Sevgili okurlar, Promatareklam ekibi olarak bugün “Aşkın gözü neden kördür” konusunu sizlerle paylaşmaktan heyecan duyuyoruz.
Aşkın gözü kördür sözü aslında sadece romantik bir benzetme değildir. Bilim insanları, aşık olduğumuz dönemlerde beynimizin çalışma biçiminde önemli değişiklikler olduğunu ortaya koyuyor.
Nörobilim araştırmaları, romantik aşkın beynin ödül sistemiyle yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Özellikle dopamin adı verilen nörotransmitter, mutluluk, motivasyon ve beklenti duygularında büyük rol oynuyor. Sevdiğimiz kişiden gelen bir mesaj, küçük bir ilgi ya da güzel bir söz bile beynimizde güçlü bir ödül hissi oluşturabiliyor.
Bu durum bazen kişinin karşısındaki insanı olduğundan daha olumlu değerlendirmesine neden olabiliyor. Yani aşk sırasında beynimiz sadece gerçekleri analiz etmiyor; aynı zamanda olumlu tarafları büyütüp eksikleri görmezden gelmeye daha yatkın hale geliyor.
Geçen yıllarda çalıştığım bir ortamda bunun çok basit bir örneğini görmüştüm. Bir arkadaşım yeni tanıştığı biriyle ilgili sürekli güzel şeyler anlatıyordu. Çevresindeki herkes bazı uyumsuzlukları fark ediyordu ama o, “Aslında o öyle biri değil, sadece zor bir dönem geçiriyor” diyordu. Aylar sonra kendisi de bazı şeyleri fark ettiğinde bana şunu söylemişti:
“Sanırım ben onun nasıl biri olduğunu değil, nasıl biri olmasını istediğimi seviyormuşum.”
Bence aşkın kör noktası tam olarak burada başlıyor.
Beynin sevdiğimiz kişiyi ideal hale getirme eğilimi
İnsan zihni belirsizliği sevmez. Bir kişi hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığımızda beynimiz boşlukları doldurur. Sevdiğimiz biri söz konusu olduğunda ise bu boşlukları çoğu zaman olumlu özelliklerle tamamlarız.
Bir insanın küçük bir nezaketi gözümüzde büyük bir karakter göstergesine dönüşebilir. Bir hatasını ise “aslında iyi niyetliydi” diyerek açıklayabiliriz.
Psikolojide buna olumlu yanlılık denilen bir eğilim eşlik eder. İnsanlar değer verdikleri kişiler hakkında daha pozitif düşünmeye meyillidir. Bu durum ilişkilerin başlangıcında bağ kurmayı kolaylaştırabilir ancak gerçekleri görmeyi de zorlaştırabilir.
Aşkın gözü neden kördür? Çünkü kalp geçmiş deneyimlerle konuşur
Aşk sadece karşımızdaki kişiyle ilgili değildir. Aynı zamanda bizim geçmişimizle, çocukluğumuzla ve hayata dair beklentilerimizle de ilgilidir.
Çocukken gördüğümüz ilişkiler, sevgi anlayışımızı şekillendirir. Bazı insanlar güven veren kişilere yönelirken bazıları sürekli ilgi bekleyen ilişkiler yaşayabilir. Çünkü insan bazen bildiği duyguyu tekrar arar.
Kendi çevremde sıkça gördüğüm bir durum var. Bazı insanlar kendilerine iyi davranmayan kişilere tekrar tekrar şans veriyor. Dışarıdan bakan biri “Neden hâlâ devam ediyor?” diye sorabiliyor. Ancak o kişinin içinde farklı bir hikâye yaşanıyor olabilir.
Aşk bazen bugünkü insanı değil, geçmişte eksik kalan bir duyguyu da arar.
Ekonomideki kararlarla aşk kararları arasındaki fark
Ekonomi okurken öğrendiğimiz temel konulardan biri, insanların her zaman tamamen rasyonel karar vermediğidir. Davranışsal ekonomi alanı da tam olarak bunu inceler.
Daniel Kahneman ve çalışma arkadaşlarının ortaya koyduğu araştırmalar, insanların karar verirken sadece matematiksel hesaplarla hareket etmediğini gösterdi. Duygular, geçmiş deneyimler ve algılar kararlarımız üzerinde büyük etkiye sahiptir.
Aslında aşk da bunun en güçlü örneklerinden biridir.
Bir yatırımcı zarar eden bir yatırımdan vazgeçmekte zorlanabilir çünkü geçmişte harcadığı zamanı ve parayı düşünür. İnsan ilişkilerinde de benzer bir durum yaşanabilir. Bir kişi, ilişkiye verdiği emeği düşündüğü için sorunları kabul etmekte zorlanabilir.
“Bu kadar zaman boşa mı gidecek?” düşüncesi bazen insanı gerçekleri görmekten uzaklaştırabilir.
Aşkın gözü neden kördür? Sosyal çevrenin gördüğü ama bizim göremediğimiz şeyler
İlginç olan şu ki çoğu zaman aşk yaşayan kişinin çevresi bazı detayları daha erken fark eder. Çünkü dışarıdaki insanlar olaya daha mesafeli bakabilir.
Bir arkadaşımın yaşadığı ilişkiyi hatırlıyorum. Kendisi sürekli karşı tarafın güzel yönlerinden bahsediyordu. Biz ise konuşmalarından, davranışlarından ve bazı küçük detaylardan onun aslında aynı bağlılık seviyesinde olmadığını düşünüyorduk.
Bunu ona söylediğimizde biraz kızmıştı. Çünkü aşk içindeyken dışarıdan gelen uyarılar bazen eleştiri gibi algılanır.
Aradan zaman geçti ve ilişki bittiğinde bize şunu söyledi:
“Meğer herkesin gördüğünü ben görmek istememişim.”
Bu cümle aşkın neden kör olduğuna dair çok şey anlatıyor. Bazen mesele görememek değil, görmek istememektir.
Aşkın gözü neden kördür? Medyanın ve kültürün etkisi
Filmler, diziler ve romantik hikâyeler de aşk algımızı etkiler. Çocukluktan itibaren büyük aşk hikâyeleriyle büyürüz. Birinin tüm zorluklara rağmen sevdiğine ulaşması, fedakârlık yapması ve değişmesi romantik olarak sunulur.
Bu anlatılar güzel olsa da gerçek hayatta bazı riskler taşır.
Bazen insanlar “Seviyorsam her şeye katlanmalıyım” düşüncesine kapılabilir. Oysa sağlıklı bir ilişki sadece güçlü duygulardan değil, karşılıklı saygı, güven ve uyumdan oluşur.
Türkiye’de yapılan çeşitli aile ve ilişki araştırmalarında da iletişim problemleri, güven sorunları ve ekonomik stresin ilişkilerde önemli faktörler arasında yer aldığı görülüyor. Sevgi tek başına çok güçlü bir duygu olsa da uzun vadeli ilişkilerde başka unsurlar da gerekiyor.
Aşk tamamen kör müdür, yoksa bize farklı bir bakış mı kazandırır?
Aşkın gözü kördür sözü her zaman olumsuz anlam taşımaz. Çünkü bazen aşk, insanların normal şartlarda fark etmeyeceği güzellikleri görmesini sağlar.
Bir insanın küçük detaylarını fark etmek, onun eksikleriyle birlikte değerini görmek, empati kurmak da sevginin bir parçasıdır.
Belki de mesele aşkın kör olması değil, aşkın farklı bir gözle bakmasıdır.
Mantık bize bir insanın kusurlarını gösterir. Sevgi ise o kusurlarla birlikte o insanın neden değerli olduğunu anlamamıza yardımcı olur.
Sorun, bu bakış açısının gerçeklerden tamamen kopmasıyla başlar.
Sağlıklı aşk ile kör aşk arasındaki fark
Sağlıklı bir ilişkide insan sevdiği kişinin iyi yönlerini görür ama hatalarını da kabul eder. Kör aşkta ise kişi karşısındaki insanı olduğu gibi değil, hayal ettiği gibi görür.
Aradaki fark oldukça önemlidir.
Sağlıklı aşk:
Karşılıklı saygıya dayanır.
Eleştiriye açıktır.
Gerçekleri kabul eder.
İki kişinin de gelişmesine izin verir.
Körleşmiş aşk ise:
Sürekli bahaneler üretir.
Uyarıları reddeder.
Kendi ihtiyaçlarını tamamen geri plana atabilir.
Karşı tarafı değiştirme hayaline bağlanabilir.
Aşkın gözü neden kördür? Belki de cevap insan olmanın kendisindedir
Yıllar içinde insanları gözlemledikçe şunu fark ettim: İnsan sadece mantığıyla yaşayan bir varlık değil. Anılarımız, korkularımız, umutlarımız ve hayallerimiz kararlarımızı etkiliyor.
Aşk da bunun en yoğun yaşandığı alanlardan biri.
Bazen bir bakış, bir ses tonu veya küçük bir davranış bizim için büyük anlam taşıyabiliyor. Çünkü sevgi sadece karşımızdaki kişiye değil, onun bizde uyandırdığı duygulara da bağlı oluyor.
Belki de aşkın gözü gerçekten kördür. Ancak bu körlük her zaman kötü bir şey değildir. Bazen insanlara ikinci bir şans verir, kusurların arkasındaki güzelliği görmemizi sağlar.
Önemli olan, sevginin gözlerimizi tamamen kapatmasına izin vermemektir.
Çünkü gerçek aşk, sadece güzel tarafları görmek değil; bütün gerçekliğiyle bir insanı tanıyıp yine de değer vermeyi bilmektir.
Promatareklam olarak “Aşkın gözü neden kördür” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!